PATENTLE KAZANMAK! Kitabı ÇIKTI!

          
        

 

Google Grupları
TÜRKiYE PATENT HAREKATI
Bu grubu ziyaret et

"Kentsel Gelişme Ve Markalaşma Çok Önemlidir"
balkan-kentleri-.jpg - 1.34 KbBalkan ülkeleri belediye başkanları arasında dostluk ve işbirliğini arttırmak amacıyla 11.'si düzenlenen zirveye; Türkiye'den Yalova Belediye Başkanı Yakup B. Koçal ile Ankara Çubuk Belediye Başkanı
Lokman Özdem ve Yunanistan'dan; Selanik, Patras, Larisa, Bulgaristan'dan; Sofya, Varna, Sırbistan'dan Novi Sad, Bosna Hersek'ten; Sarajevo, Banja Luka, Makedonya'dan; Tetovo, Kumanova, Arnavutluk'tan; Tiran, Korça, Gjirokastra belediye başkanları iştirak etti.
23-25 Eylül tarihleri arasındaki zirvede; Kentsel Gelişim, Balkan Şehirleri Ağı- Balkan Şehirleri Şirketleri- Ekonomik Kriz Arasında İşbirliği Köprüleri Kurmak, Kamusal Alanı İçeren Topluluk ve Katılımın Reaksiyonu konuları görüşüldü.
11 yıl önce kurulan ve şuan itibariyle 32 üyesi bulunan BALCINET'in (Balkan Kentleri Ağı) merkezi Yunanistan'ın Selanik şehrinde bulunuyor. Yalova Belediyesi misafir belediye olarak zirvede yer alırken, üyelik başvurusunu da yaptı.
Zirvenin önümüzdeki dönemlerde Yalova'da yapılması için çalışmalara başlandığını belirten Yalova Belediye Başkanı Yakup B. Koçal, AB sürecinde belediyelerle ilişkilerin daha iyi düzeye getirilmesi ve kardeş belediyelerin de zirveye katılımının sağlanmasını amaçladıklarını söyledi. Başkan Koçal'a Tiran'daki zirvede; Yalova Belediye Balkan Ajansı Sorumlusu Lütfi Özgür eşlik etti.
BALCINET'in bir sonraki zirvesinin Bulgaristan'ın Varna kentinde yapılması kararlaştırıldı.
"Kentsel Gelişme Ve Markalaşma Çok Önemlidir"
Zirveye misafir belediye başkanı olarak katılan ve Balkan Şehirler Ağı'na katılmak için müracaat eden Yalova Belediye Başkanı Yakup B. Koçal, toplantıda 'Kentsel Gelişme ve Markalaşma' konulu bir konuşma yaptı. Koçal, kentsel gelişme ve markalaşmanın önemine dikkat çektiği konuşmasında şunları söyledi; "Balkan Kentleri'nin değerli belediye başkanları, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben, Türkiye'den aynı zamanda küçük bir Balkan kenti olan Yalova'dan geliyorum. Sizlere kentsel gelişmede markalaşmanın öneminden bahsetmek isterim. Marka olmak ne demektir? Sadece ürünler mi marka olabilir? Firmalar, kişiler ve hatta kentler için de bir marka olmak söz konusudur.
Marka gelişmişliktir. Marka kalitedir. Marka zenginliktir. Ve marka olmak,herkes ve her şey için hedeftir. Mike Moser, 'Marka Yaratmanın Beş Adımı' isimli çalışmasında, markanızın değerlerini, markanızın mesajını, markanızın kişiliğini ve markanızın ikonlarını doğru tespit ettikten sonra, markanızın yol haritasını çıkarmanızın mümkün olabileceğini anlatıyor. Ama en önemli tespiti; marka miyopluğu...
'Kategorinizde uygulanabilir olan tek dersin, aynı kategoride faaliyet gösteren diğer şirketlerden öğrenilen dersler olduğuna dair peşin hükümlü düşünceye dayanarak, markanız için geçerli olabilecek tüm olasılıkları saf dışı bırakmaya marka miyopluğu denir.' Şirketler için olduğu gibi kentler için de marka miyopluğu söz olabilir. Geleceği öngörmeden ve planlamadan problemlerine de doğru çözümler üretmemiz mümkün değildir. Gelecek ve bugün, geçmişin bilgi ve tecrübesinin üzerine inşa edilebilir.
Bu temel kabulden hareket ederek tahlil ve tespitler yapmak,önümüzü aydınlatabilir. Yapılacak analizlerde temel hareket noktasının üç bilgiye dayanması gerektiği kanaatindeyim: Birincisi; üç yüzyıldır hakim ve belirleyici konumda olan kapitalist dünya sisteminin, geçirdiği evreler ve geldiği tarihsel konum. İkincisi bilgi ekonomisinin dinamik ve paradigmaları. Üçüncüsü yerelde sahip olunan göreceli üstünlükleriniz. Gelişmişlik ve refaha ulaşmak, hem ekonomik büyümenin sağlanması hem de zenginliğin adil dağıtımının gerçekleştirilmesiyle söz konusu olabilir.
Yerel kalkınma modelinin dayandığı temel prensip,öncelikle yapmamız gerekenin "göreceli üstünlüklerimizi" tespit etmek olduğudur.Yani üzerine kalkınma modeli inşa edeceğimiz üstünlüklerimizi,yani markamızın değerlerini... Marka miyopluğu gibi başka kentlerde olanları taklit etmek katkı sağlayabilir belik ama kenti marka haline getirmez. Marka değeriniz, yani göreceli üstünlüğünüz ne demektir? Başka yerlerde veya rakiplerinizde bulunmayan şeyler.
Bu belki coğrafi konumunuz,belki nitelikli insan potansiyeliniz, belki de sahip olduğunuz çevresel değerler olabilir. Öz marka değerlerinizi net bir biçimde ifade etmeden işinizi sürdürdüğünüz takdirde,gerçekte sahip olmadığınız bir kimliğe bürünmeniz söz konusudur ki; bu şekilde marka yaratmanız mümkün olamaz.
Marka öngörünüzün sahip olduğu öz değerlerinin ne olduğunu test etmek isterseniz, şu soruyu sormamız gerekir: Hangi değer yok olursa, bir 'marka' olarak mevcudiyetimizi devam ettirme şansımız kalmaz? Markanızın tespit ettiğiniz öz değerini hangi mesaja hedef kitleye ulaştırdığınız ikinci aşamadaki çalışma düzlemidir. Yalova'nın 'Marka' şehir olabilmesini sağlayacağına inandığımız alt sektörel hedeflerden biri de hiç şüphesiz turizmdir.
İl Stratejik Planı'nda da turizm için ortaya konulan stratejik amaç şöyle açıklanmış: 'İlimizdeki yüksek turizm potansiyelini harekete geçirerek,alternatif turizm imkanlarının değerlendirilerek, ilin turizm kaynaklarının ulusal ve uluslar arası düzeyde tanıtımını yaparak, yılın her mevsiminde turizme hizmet verilmesinin sağlanarak; yerli ve yabancı turist sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılması.'
Ulusal bazda turizmin, ülke ekonomisine döviz kazandırmak ve turizm yatırımcısının para kazanmasının ötesinde yerel olarak beklentimiz esnafın ticari potansiyelini çoğaltmasıdır.
Kent kimliği içinde %15-20'lik bir kesim olan esnafın yaşadığı sıkıntıyı göz önünde bulundurursak,küçümsenmeyecek bir hedeftir. Turizm açısından üç göreceli üstünlüğümüz var. Çevre ve orman varlığımız; termal kaynaklarımız ve kongre merkezi olan İstanbul'a yakınlığımız. Bu üç gerekçe Yalova'nın turizm projesinin temel dayanağını oluşturuyor.
Ama bu gerekçeler kendiliğinden potansiyeli harekete geçiremez, geçirmiyor. Turizmin iki temel direği var. Bunlardan birincisi otel yatırımları, diğeri ise ulaşım kolaylığıdır. Bazen insanlar bir kente sadece akşam yürüyüşleri için bu yürüyüşlerden aldıkları hazzı yaşamak için gelirler. Yalova bu kentlerin başında gelir. Her akşam dolup taşan Sahil Yolu en güzel örneklerinden biri...
Değişen ve güzelleşen yeni yüzüyle sahilimiz de böylesi bir marka değer taşımaktadır. Son olarak belirtmeden geçemeyeceğimiz bir husus da şudur: Bir kentin turistik manada marka haline getirilmesi tek başına hükümetlerin, yerel yönetimlerin ve yatırımcı firmaların başarabileceği bir süreç değildir.
Bizatihi kentlilerin de bu sürece sorumlu bir şekilde katılmaları ve katkı vermeleri hayati ölçüde gereklidir. Sizin bir kentli olarak korumak,geliştirmek ve güzelleştirmek suretiyle sevginizi belli etmediğiniz bir kent, başka insanların da çok fazla ilgisini çekmeyecektir. Hepimizin bu kentin sakinleri olarak sorumluluklarımızın bilincinde olmasın gerekir. Zira bizim için değerli olmayan, bir başkası için hiç değerli olmaz. Marka bir şehirde yaşamanın hazzını doya doya hissetmek dileğiyle.."
 

Makaleler

Tescilsiz marka ile ihracatın riskleri.
İhracat yapan firmalarımızın, ihracat yaptıkları ya da faaliyette bulundukları ülkelerde markalarını tescil ettirmeleri veya diğer bir deyişle tescilli markalarlar ile ihracat yapmaları konusunda göstermiş oldukları bilinç her geçen gün hız kazanıyor.
Devamını oku...

 

Makaleler

Türkiye'deki patent başvuruları ne orandadır?
Patent konusu henüz Türk işadamının ve sanayinin gündemine girmedi. Türkiye ’nin AB sürecindeki en önemli konularından bir tanesi bu olacaktır. Rekabetin hızla yaşandığı günümüzde firmaların Avrupalı rakipleri karşısındaki en zayıf noktası bu konudaki bilgi eksikliğidir.
Devamını oku...